Manifesto

“Herkes, toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma hakkına sahiptir.” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi - Madde 27 
 
Bu ilkeden, adaletli bir sanat eğitiminden yola çıktık. Akordeonun tuşuna dokunmanın, bir kemanın yayını çekmenin, bir flütü üflemenin tüm çocukların hakkı olduğunu önemsedik.
 
Savaşlardan en çok zarar görenler çocuklar olduğuna göre, “Barış için Müzik” diyerek dünyaya müzikle seslenmeye karar verdik.
 
İlk çalışmalarımız, Fatih’te bir ilköğretim okulunda başladı. Ulubatlı Hasan İlkokulu’nda...Okulun depo olarak kullanılan bodrum katını kısa sürede bir müzik okuluna dönüştürdük.
 
Amacımız yetenek sınavlarıyla hiçbir çocuğu elememekti.
Rekabetçi olmayan
Birlikte öğrenmeyi esas alan
Ayırımcılık yapmayan
Sürdürülebilir
Edinilen deneyimleri paylaşılabilir, tekrarlanabilir,
Ücretsiz
Kaliteli
Çoksesli müzik eğitimi yapmaktı.
 
Onlar bizim çocuklarımız. Bizim şehrimizin insanları.
Her birinin gizli bir sanatçı olduğunu biliyorduk.
Ama bunu başarabilir miydik? Çocuklar bizi anlar mıydı? Anneler babalar anlayışla karşılar mıydı? Mahalle halkı bizi bağrına basar mıydı?
Denemeliydik. Sorumluluktan kaçamazdık.
 
İlk gün şaşkınlık içindeydik. Çocuklar bizi yıllardır bekliyor gibiydi. Ne demek istediğimizi, daha biz anlatmaya başlamadan anlamışlardı sanki. Cümlelerimizi tamamlamadan, bodrum kattaki sınıfları doldurup çalışmaya koyulmuşlardı bile.
 
Çoksesli müzik yapma olanağı sunduğu ve taşınabilir olduğu için, başlangıçta müzik aleti olarak akordeonu seçmiştik.
 
Sevimli parmaklar hemen tuşlarla buluştu. Çocuklar not kaygısı duymadan, ödev yapma telaşına düşmeden, sadece istedikleri için müzikle yoğruldular. Zil çalıp normal ders saati bitince, bodrum kata indiler. Saatlerce, günlerce, aylarca çalıştılar. Solfej derslerini başarıyla sürdürdüler.
 
Zamanla, yaylı ve bakır üflemeli çalgıların, klavye ve perküsyonların eklenmesiyle enstrümanlarımız çeşitlendi.
 
Çocukların ısrarı, öğrenme tutkusu, onları kısa sürede usta birer müzisyene dönüştürdü.
 
Müzik sevdalısı bir mimarın Mehmet Selim Baki’nin kendi olanaklarını seferber ederek başlattığı bu girişim, zamanla büyüdü.
 
Bir rüya gerçek olmuştu. Umut vahası zamanla büyüdü, yeşillendi. Çocuklar, kapısından girmeyi hayal bile etmedikleri büyük salonlarda, hatta Birmingham, Londra, Selanik, Leipzig gibi, daha önce isimlerini bile duymadıkları şehirlerde ünlü şeflerin yönetiminde konserler verdi.
 
İzleyenlerle birlikte, anneler, babalar ve biz, tüm Barış İçin Müzik çalışanları, gönüllüleri, dostları da şaşırdık... Hep beraber heyecanlandık, sevindik, ağladık.
 
Artık, küçük katkılarla çok büyük işler yapılacağını biliyoruz.
 
Onlar bizim çocuklarımız!
 
Barış İçin Müzik!
barış için müzik